Gelecek 10 Yılda Dünyayı Değiştirebilecek Büyük Keşifler

0
9
Gelecek 10 Yılda Dünyayı Değiştirebilecek Büyük Keşifler
Gelecek 10 Yılda Dünyayı Değiştirebilecek Büyük Keşifler

2010’lu yıllarda bilim ve teknoloji dünyası çok farklı ilerlemeler kaydetti. Higgs Bozonu’nun keşfi, gen tedavisi, genom tasarımı (CRISPR) gibi konulara kadar çok önemli devrimler ortaya çıktı. Peki gelecekte bizleri neler bekliyor? Hangi keşifler ve gelişmeler hayatımızı farklılaştırabilir?

Tıp: “Evrensel Grip Aşısı”

Evrensel Grip Aşısı
Evrensel Grip Aşısı

Evrensel grip aşısı yıllardır bilim adamlarının üzerinde çalıştığı tıbbi bir gelişme. Ancak uzun yıllardır kalıcı bir grip aşısı geliştirilemedi. Bundaki en büyük etken sürekli değişen virüsler. Fakat Amerikalı bir bulaşıcı hastalık uzmanı Dr. Amesh Adalja şu açıklamayı yaptı; “Evrensel grip aşısını geliştirmek için çok kısa bir süreye ihtiyacımız var. Teknolojinin gelişmesi, bizi bir adım daha yaklaştırdı.”

Teorik olarak, evrensel bir grip aşısı gribe karşı uzun süreli koruma sağlayacak ve her yıl grip aşısı yapma ihtiyacını ortadan kaldıracaktır.

Grip virüsünün bazı kısımları sürekli değişirken, diğerleri çoğunlukla yıldan yıla değişmeden kalır. Evrensel bir grip aşısına yönelik tüm yaklaşımlar, virüsün daha az değişken olan kısımlarını hedefler.

Ulusal Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü (NIAID), evrensel bir grip aşısı ile ilgili insanda ilk denemesine başladı. Aşılama, hemaglutinin (HA) “sapı” olarak bilinen grip virüsünün daha az değişken bir kısmına karşı bir bağışıklık tepkisi oluşturmayı amaçlıyor. Bu ilk deneme (Faz 1 olarak adlandırılıyor) çalışması, aşının güvenliğine ve katılımcıların buna karşı bağışıklık tepkilerine bakacak. Araştırmaların ilk sonuçları 2020 yılı içerisinde ortaya çıkacak.

Sinirbilim: “Daha Büyük, Daha İyi Mini Beyinler”

Mini Beyinler
Mini Beyinler

Geçtiğimiz on yılda bilim insanları, kök hücrelerden “Organoid” adı verilen mini beyinleri geliştirmeyi başardılar.

Pennsylvania Üniversitesi Perelman Tıp Fakültesi‘nde Nörobilim Profesörü olan Dr. Hongjun Song‘a göre, şu an itibariyle, beyin organoidleri sadece erken fetal gelişimde küçük bir beyin parçasına benzeyecek şekilde geliştirilebiliyor. Ancak bu durum önümüzdeki 10 yıl içinde değişebilir.

Dr. Song’a göre; “Olgun nöronlar kendilerini beyinde katmanlar, sütunlar ve karmaşık devreler halinde düzenler. Şu anda, organoidler sadece bu karmaşık bağlantıları besleyemeyen olgunlaşmamış hücreler içeriyor. Ancak bu durumun üstesinden önümüzdeki 10 yılda gelebiliriz.”

Bilim insanlarına göre bu gelişme sayesinde beynin hasarlı bölgeleri ve sinir dokuları onarılabilir ve fonksiyonel birimler iyileştirilebilir.

İklim Değişikliği: “Yenilenebilir Enerji Sistemleri”

Yenilenebilir Enerji Sistemleri
Yenilenebilir Enerji Sistemleri

Özellikle son 10 yılda küresel ısınmanın etkilerini daha yakından hissetmeye başladık. Eriyen buzullar, söndürülemeyen yangınlar, yükselen deniz seviyeleri ve aşırı iklim olayları bu durumu daha net ortaya koydu. Peki bu durumlar ışığında bizi önümüzdeki 10 yılda ne bekliyor?

Penn State Üniversitesi‘nde tanınmış bir meteoroloji profesörü olan Michael Mann, “İklim konusunda bir atılım göreceğimizi düşünüyorum.” diyor. “Ancak bu geçişi hızlandıracak politikalara ihtiyacımız var ve bu politikaları destekleyecek karakterli politikacılara ihtiyacımız var.” şeklinde devam ediyor.

Bilim ve teknoloji dünyasındaki gelişmeler ışığında önümüzdeki on yılda birçok alanda yenilenebilir enerji sistemlerine geçiş konusunda önemli adımlar atılacak. Bu sadece maliyet değil, küresel ısınma konusunda da önemli bir gelişme olacak.

Parçacık Fiziği: “Karanlık Madde – Aksyon Keşfi”

Karanlık Madde - Aksyonların Keşfi
Karanlık Madde – Aksyonların Keşfi

Geride bıraktığımız 2010’lu yıllarda en önemli gelişmelerin başında Higgs Bozonu keşfi geliyor. Tanrı Parçacığı olarak adlandırılan ve atom altı parçacıklar konusunda önemli bir keşif olan Higgs, adeta bir mücevher olarak nitelendirildi.

Diğer taraftan da Higgs Bozonu keşfinden sonra uzun zamandır tartışma konusu olan Karanlık Madde konusunda da bir umut ışığı doğdu. Nobel ödüllü fizikçi Frank Wilczek, Karanlık Maddenin ve bunun bir parçacığı olduğu düşünülen Aksyon keşfi konusunda önümüzdeki 10 yılda önemli adımlar atılabileceğini söylüyor.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde ödüllü Wilczek, Aksyon konusunda 1978 yılında fikri ortaya atmıştı. Karanlık Madde’nin tek bir parçacık değil, sıradan maddelerle nadiren etkileşime giren özelliklere sahip bir parçacık sınıfı olduğunu belirtiyor.

Gezegenler: “Dünyaya Benzeyen Bir Atmosfer”

Dünya Benzeri Atmosferlerin Keşfi
Dünya Benzeri Atmosferlerin Keşfi

Uzay bizim için tam bir muamma. Bilim insanları yıllardır bu konu üzerinde çalışıyor. Günümüzün Tony Stark’ı olarak nitelendirilen Elon Musk, Mars’t koloni kurmayı planlıyor. Ancak tüm bunlara rağmen Samanyolu bizim için hala çok gizemli.

6 Ekim 1995’te bir çift gökbilimci, güneşe benzer bir yıldızın dünya yörüngesinde dolaşan ilk dış gezegenin keşfini açıkladığında, bilim dünyası karışmıştı. 51 Pegasi B olarak adlandırılan bu gezegen, ev sahibi yıldızının etrafında sadece 4.2 Dünya günü ve Jüpiter’in yarı kütlesinde olarak hesaplandı. NASA’ya göre, bu keşif sonsuza dek “Evreni ve içindeki yerimizi görme biçimimizi” değiştirdi. On yıldan fazla bir süre sonra, gökbilimciler güneş sistemimizin dışında yıldızların etrafında dönen 4.104 farklı gezegeni doğruladılar. Peki önümüzdeki on yılda her saniye farklı bir teknoloji karşımıza çıkarken, uzay ve samanyolu konusunda ne gibi gelişmeler yaşanabilir?

Gezegenleri inceleyen bir bilim insanı ve astrofizikçi olan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü‘nden Sara Seager, “Önümüzdeki on yıl, James Webb Uzay Teleskobu‘nun [JWST] beklenen lansmanı ile astronomi ve dış gezegen bilimi için büyük gelişmelere sahne olacak. Hubble Uzay Teleskobu‘nun kozmik ardılı olan JWST’nin 2021’de piyasaya sürülmesi planlanıyor. Bu gelişmeyle birlikte bilim insanları ilk kez, diğer gezegenleri kızılötesinde görebilecekler.

Üstelik, bu teleskop ile diğer gezegenlerin ve keşfedilmeyenlerin özelliklerine daha yakından bakma fırsatı yakalayacak.. “Artık küçük bir kayalık gezegende su buharını tespit edebileceğiz. Su buharı okyanusların bir göstergesidir. Bildiğimiz gibi tüm yaşam için sıvı suya ihtiyaç duyuluyor ve bu gelişme bizim için çok önemli” diyor Seager.

İleri Seviye Okumalar

https://www.nih.gov/news-events/news-releases/nih-begins-first-human-trial-universal-influenza-vaccine-candidate

Paylaş
Önceki İçerikTürklerin Kullandığı Alfabeler Nelerdir?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here