Bağışıklık Sistemi, Hastalıklar ve Bilimsel Çalışmalar

2
246
Bağışıklık sistemi Çalışmaması ve Bilimsel Araştırmalar

Bağışıklık sistemi vücuttaki rölü hastalığa ya da diğer potansiyel zararlı yabancı canlılara karşı korumaktadır. Güçlü bir bağışıklık sistemi vücudu zararlı bakterilere, virüslere ve parazitlere karşı korumaktadır. Çünkü onlara karşı nasıl savaşacağını öğrenmiş ve ona göre mücadele etmektedir.

Doğuştan (İnnate) ve Adaptif Bağışıklık

Bağışıklık sistemi literatürde kategorilere ayrılmıştır. Bunlar doğuştan gelen bağışıklık ve adaptif bağışıklık olarak karşımıza çıkmaktadır.

Doğuştan gelen bağışıklık, doğduğumuzda vücudumuzun sahip olduğu bir bağışıklıktır. Temel olarak yabancı tehditleri önleyen vücut bariyerleri olarak da nitelendirilebilir. Doğuştan gelen bağışıklığın temel bileşenleri arasında cildin, mide asidinin, gözyaşının içinde bulunan enzimler ve deri yağlarının, mukusun ve öksürük refleksinin bulunduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca da interferon ve interleukin-1 denilen maddeler dahil olmak üzere, doğuştan gelen bağışıklığın kimyasal bileşenleri de vardır. Tüm bunlara rağmen belirli tehditlere karşı koruma sağlamamaktadır.

Adaptif ya da diğer adıyla edinilmiş bağışıklık ise doğuştan gelen bağışıklığın karşı koyamadığı özel tehditlere karşı koyar. Arizona Üniversitesi’nde yapılan Biyoloji Projesi’ne göre adaptif bağışıklık doğal bağışıklığa göre oldukça karmaşıktır. Çünkü bu bağışıklık türünde vücudu tehdit eden virüs önce vücut tarafından işlenmeli ve tanınmalıdır. Ardından da buna özel antikorlar üretir. Tehdit ortadan kalktığında ise bağışıklık sistemi bu tehditi hafızasına alır ve tekrar vücudu tehdit etmesi halinde bağışıklık ile bu tehdit önlenir.

Bağışıklık Sisteminin Ana Bileşenleri

Bağışıklık Sistemi Ana Bileşenleri

Bağışıklık sistemi kendi içerisinde önemli yardımcı elemanlara sahiptir.

Lenf düğümleri: Kemik iliği, dalak, timüs ve lenf düğümlerinden meydana gelen, enfeksiyon ve hastalıklarla savaşan ve lenfatik olarak adlandırılan sistemin bir parçası olan hücreler üreterek depolayan küçük, fasulye şeklindeki yapılar olarak adlandırılabiliriz.

Lenf düğümleri, bu hücreleri vücudun farklı bölgelerine taşıyan berrak sıvıda içermektedir. Vücut enfeksiyonla savaşırken lenf düğümleride büyüyebilir.

Dalak: Vücudumuzda yer alan en büyük lenfatik organ, sol tarafımızda kaburgaların altında, karnımızın üstünde enfeksiyon veya hastalıklarla savaşan beyaz kan hücrelerini içeren bir organdır.

Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) göre dalak vücuttaki kan miktarını kontrol etmenize yardımcı olur ve eski ya da hasar görmüş kan hücrelerinin yok eder.

Kemik İliği: Kemiğin ortasında yer alan sarı doku, beyaz kan hücresi üretmektedir. Kalça ve uyluk kemikleri gibi bazı kemilerin içerisindeki bu süngerimsi doku, kök hücre olarak adlandırılan olgunlaşmamış hücreleri içermektedir.

Kök hücreler, özellikle de vücudun dışında döllenmiş yumurtalardan türetilen embriyonik kök hücreler, herhangi bir insan hücresine dönüşebilme esneklikleri ile bilinir.

Lenfositler: Beyaz kan hücreleri olarak adlandırılan Lenfositler, vücudu hastalıklara karşı korumak için büyük rol oynarlar. İki tip lenfosit bulunur. Bunlar bakteri ve toksinlere saldıran ve antikorlar üreten B hücreleri ile enfeksiyon veya kanserli hücreleri yok etmeye yardımcı olan T hücreleridir.

T hücreleri aynı zamanda bir alt grup olarak katil T hücrelerine de sahiptir. Bu hücreler, virüsler ve diğer patojenler ile enfekte olan veya başka şekilde zarar görmüş hücreleri öldürür. Bunlar vücudun belirli bir patojene karşı bağışıklık tepkilerini verdiğini belirlemede yardımcı olur.

Timus: Timus, T hücrelerinin olgulaştığı yere verilen isimdir. Göğüs kemiğinin altında bulunan ve bağışıklık sisteminin sık sık gözden kaçan kısmının, güçsüz kaslarla karşılaşılabilecek sonuçlarda antikorların üretiminin tetiklenebileceği bir yer olarak da nitelendirilebilir.

Timus, bebeklerde diğer hücrelere nazaran biraz büyüktür, ergenliğe kadar büyür, sonrasında ise Ulusal Nörolojik Bozukluklar ve İnme Enstitüsü‘ne göre, yavaşça küçülmeye ve yaşla birlikte yağ ile yer değiştirmeye başlar.

Lökositler: Lökositler yine beyaz kan hücreleri olarak nitelendirilir ve patojenleri tanımlar. Bunlar doğuştan gelen bağışıklık sisteminin ikinci koludur. Beyaz kan hücresi sayımı lökositoz olarak adlandırılır.

Doğal lökositler, fagositler (makrofajlar, nötrofiller ve dendritik hücreler), mast hücreleri, eozinofiller ve bazofiller içerir.

Bağışıklık Sistemi Hastalıkları

Bağışıklık Sistemi Hastalıkları

Bağışıklık sisteminin zayıf olması birçok hastalığa davetiye çıkarır. Bağışıklık sistemi hastalıkları arasında alerjik rinit, astım, egzama gibi alerjik hastalıklar en yaygın olanlardır. Bu alanda önemli bir kuruluş olan Kaiser Permanente Hawaii‘de Alerji ve İmmünoloji Bölümü Başkanı Dr. Matthew Lau‘ya göre, harici alerjenlere karşı üst düzey tepkiyi bağışıklık sistemi vermektedir. Astım ve alerjiler de bağışıklık sistemi kaynaklıdır. Çim poleni, gıda partikülleri, küf veya hayvan kılıcı gibi normal olarak zararsız bir materyal, ciddi bir tehditle karşı karşıya bırakabilir.

Bağışıklık sistemi, lupus ve romatoid artrit gibi otoimmün hastalıklara da neden olmaktadır. Dr. Lau, “Son olarak, eksik bağışıklık sistemi koşullarıyla ilgili daha az yaygın bir hastalık, antikor eksiklikleri ve doğuştan gelebilecek hücresel aracılık koşullarıdır.” açıklamasında da bulunmuştu.

Bağışıklık sisteminin aktif olarak çalışmadığı durumlarda otoimmün hastalıklar ve inflamatuar hastalıklar kanser ile sonuçlanabilir.

Ortak otoimmün hastalıklar arasında Hashimoto tiroiditiromato idartrit, diyabetes mellitus Tip 1 ve sistemik lupus eritematoz bulunur. Otoimmün bir bozukluk olduğu düşünülen bir başka hastalık da miyastenia gravisdir.

Bağışıklık Sistemi Hastalıklarının Tanı ve Tedavisi

Bağışıklık Sistemi Tedavisi

Bağışıklık sisteminin çalışmadığı durumlarda vücudumuz tehlikelere karşı savunmasız duruma gelir. Bu gibi durumlarda yorgunluk ve ateş görülür.

Bağışıklık sistemindeki sorunlar genel olarak kan tahlilleri ile ortaya çıkmaktadır. Alerjik durumlarda ise cilt testi ve farklı testler yapılmaktadır.

Bağışıklık sorunlarında genellikle ilaç tedavisi verilmektedir. Tedavi içeriği genellikle antikor infüzyonları olabilir. Ayrıca monoklonal antikorları da devreye girmektedir.

Bağışıklık Bilimi Tarihinde Öne Çıkanlar

Bağışıklık Biliminde Önemli Gelişmeler

1718: İngiliz Büyükelçisi Konstantinopolis eşi Leydi Mary Wortley Montagu, çiçek hastalığı ile kasıtlı enfeksiyonun doğal popülasyon üzerindeki olumlu etkilerini gözlemledi ve tekniği kendi çocukları üzerinde deneyerek gerçekleştirdi.

1796: Edward Jenner çiçek aşısını geliştiren ilk kişi oldu.

1840: Jakob Henle, hastalık mikrop teorisinin ilk modern çalışmasını gerçekleştirdi.

1857-1870: Mikropların fermantasyon işlemi sırasındaki rolü Louis Pasteur tarafından doğrulandı.

1880-1881: Bakteriyel hücrelerin aşı olarak kullanılabileceği teorisi ortaya atıldı. Pasteur, bu çalışmasını tavuk kolera ve şarbon aşıları ile deneyerek uyguladı.

1885: 9 yaşındaki Joseph Meister, kudurmuş bir köpek tarafından ısırılmasının ardından Pasteur tarafından zayıflatılmış kuduz aşısı ile enjekte edildi. Bu işlem onun hayatını hayatını kurtarmış oldu ve kuduz hastalığından hayatta kalan ilk insan oldu.

1886: Amerikan mikrobiyolog Theobold Smith, kolera hastalığına karşı korunmada ısıyla öldürülen tavuk kolera bacillus kültürlerinin etkili olduğunu gösterdi.

1903: Maurice Arthus, günümüzde Arthus cevabı olarak bilinen lokalize allerjik reaksiyonu buldu.

1949: John EndersThomas Weller ve Frederick Robbins, doku kültüründe Polio Virüsü‘nün büyümesi, bağışıklık serumları ile nötralizasyon ve tekrarlayan geçiş ile nörovirüsyonun zayıflamasının gösterilmesi ile ilgili deneyler yaparak bu alanda önemli çalışmalar gerçekleştirdiler.

1951: Sarı hummaya karşı ilk aşı geliştirildi.

1983: Fransız virolog Luc Montagnier tarafından HIV keşfedildi.

1986: Hepatit B aşısı, genetik mühendisleri tarafından üretildi.

2005: Ian FrazerPapilloma Virüsü aşısını geliştirmeyi başardı.

Kaynakça

http://www.biology.arizona.edu/immunology/tutorials/immunology/page3.html

https://medlineplus.gov/ency/article/000821.htm

https://meded.ucsd.edu/clinicalmed/introduction.htm

https://www.niaid.nih.gov/research/immune-system-overview

https://www.health.harvard.edu/flu-resource-center/how-to-boost-your-immune-system.htm

https://meded.ucsd.edu/clinicalmed/head.htm

http://www.urmc.rochester.edu/

2 YORUMLAR

  1. Oldukça önemli bir konuda önemli bilgiler vermişsiniz. Bağışıklık sistemi özelliklerde bebeklerde önemli hastalıklara yol açabiliyor. Bu nedenle dikkat alınması gereken bir konu. Teşekkürler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here